Bizden Haberler

Broşür Resimleri

 
 
 

 

•  İNEBOLULU BİR YAZARIN İKİ ROMANI 1: TANRILAR ÖLÜLER…

29/08/2018


İNEBOLULU BİR YAZARIN İKİ ROMANI 1: TANRILAR ÖLÜLER

Nisan 2018 Cumartesi gecesi eşim Mehfaret’le Ankara’daki İnebolulular Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin yemeğine gittik. Masamızda İnebolu’nun değerli evlatların dan Salih Uzun ve eşi de bulunuyordu. Kastamonu ünlüleriyle ilgili kitaplarımı bildiğinden, sohbet sırasında iki önemli İnebolulu şahsiyetten bahsetti. Ayrıca Sarı Recep’in torunuyla kopuk iletişimi sağlayacağına dair söz de verdi.
Tanıttığı İnebolulu şahsiyetler den biri Ali Osman Kırksekizoğlu’ydu. (Asıl adı Osman Saatci Kırksekiz, 18911952) Babası İnebolu’da saatçilik yaptığından lakapları Saatcigil. Aile fertlerinin çoğu Saatçi soyadını almış. O da. Evlenmediği, soyu devam etmediği gibi hayatı, eserleri hak kında makale yazan da olmamış. Salih Bey, Ali Osman Bey’in İstanbul’da iyi bir eğitim aldığını, Galatasaray veya yabancı dille eğitim veren başka bir lisede okuduğunu, ailesinin İnebolu’da Mobil akaryakıt bayiini işlettiğini, kendisinin Ankara’ya yerleşip kardeşlerini, akrabaları nı üniversitede okuttuğunu ve 1952 yılında vefat edip Cebeci Asrî Mezarlığı’na gömüldüğünü söyledi. Bir hafta sonraki buluşmamızda da Tanrılar Ölüler (1936) ve Beyza (1938) romanla rını okumam için getirdi. İkisi de İstanbul’da basılmış.
Beyza, 193233 yıllarında yazılmış ama 1938’de İstanbul’da yayımlanmış. Bir bölümü İnebolu’da geçiyor. Tanrılar Ölüler 1936’da İstanbul’da basıldığın dan (143 s.) tanıtım önceliğimizi bu romana verdik. Okuduğu muzda hayretler içinde kaldık. Çünkü, okuduklarımıza göre, Ali Osman Bey; felsefe, mantık, tarih, mitoloji, fen bilimleri ve dünya siyasetiyle ilgili derin bilgi sahibiydi. İstanbul’da sadece liseyi bitirmekle bu bilgi birikimine ulaşmak mümkün değildi. Ya İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde okumuş ya da yüzlerce kitapla haşir neşir olmuştu. 1891 yılında İnebolu’da doğup I. Dünya Savaşı ve devamındaki İstiklal Savaşı’nın bütün sıkıntılarını yaşamıştı. Nitekim, roman savaş karşıtı, insancıl bir düşünce etrafında yazılmıştır.
Roman, 1914 yılının ilk aylarındaki savaş çanlarının çalındığı, asker ve öğrencilerin harp, intikam aryaları söylediği, siyasilerin şeytanî zekâlarını harp hilelerinde yoğunlaştırdıkları ortamı tasvirle başlıyor (s. 36).
Dünyada savaş çığlıklarının atıldığı, insanların birbirlerini öldürmek için âdeta yarıştıkları bir dönem yaşanırken, yazar gökte tanrıların, peygamberlerin ve ünlü ölülerin neler düşündüklerini, dünyadaki olayları, savaşı nasıl değerlendirdiklerini, aralarındaki tartışmaları akıcı bir üslup ve 1930’lu yılların edebî diliyle okuyucuya aktarıyor.
I.Tablo/Bölüm’de tanrılar konuşturulmakta. Bu tanrılar Yunan Roma mitolojisinin tanrılarıdır. Tanrıların başı Zeus, Olimpos’ta tanrıları bir ziyafete davet edip dünyadaki savaş hakkındaki düşüncelerini öğrenmek istemiştir. Savaş tanrıları savaşı haklı bulurken aşk, barış tanrıları da karşı görüşü savunurlar. Tanrılar arasındaki tartışmalar, ilginç diyaloglara sahne olur (s.738).
II.Tablo/Bölüm Büyük Peygamberler başlığını taşımakta. Göğün ikinci katında altı büyük dinin peygamberi, temsilcisi toplanmıştır. Toplantıyı Hz. İbrahim idare etmektedir. Sırasıyla Hz.Musa, Hz. İsa, Hz. Muhammed, Buda ve Konfüçyüs görüşlerini açıklayıp savaşa karşı çıkarak Allah’ın insanların kalplerini merhamet duygusuyla doldurması için dua ederler (s.3947).
Bu konuşmalar olurken I. Dünya Savaşı çıkar. Milyonlarca insan ölür. şehirler tahrip olur. Bitki örtüsü ve hayvanlar büyük zarar görür.
III.Tablo/Bölüm’de başlık Ölüler. Milyonlarca iskelet bir ovada toplanmıştır. Müzik eşliğinde iskeletler ya dans etmekte ya da birbirleriyle sohbete dalmışlardır. Öncelikle, mezarlarından niçin çağırıldıklarını öğrenmek istemektedirler. 1930’lu yıllara kadar ölen bütün ünlüler oradadır.
İnsanlığın geldiği noktayı tartışmakta, her biri kendince kurtuluş, gelişme yolunu, çaresini göstermektedir. Romanın en geniş bölümüdür (s. 52143). Kimler yoktur ki ölüler arasında? Bir kısmını hatırlatalım: Homeros, Aristo, Sokrates, Pisagor, Strabon, Ksenefon, Lucretius, Epikür, Epictetos, Heraklid, Tales, Calinos, Diyojen, Descartes, Bacon, Copernic, Newton, Kant, Spinoza, Seneca, İbni Sina, Farabi, İbni Rüşd, İbni Teymiye, İbni Arabî, İbni Haldun, Ömer Hayyam, Galileo, Hegel, Ogüst Comtte, Nasreddin Hoca, Goethe, Shakes peare, Lamartine, Volter, Rousseau, Montesqieu, Hugo, Tolstoy, Byronn, Ziya Paşa, Deli Petro, Çar Nikola, Mustafa Reşit Paşa, Talleyran, Bismarc, Lenin, Lord Curzon, Lincoln, Wilson vs.
Ölüler âlemindeki tartışmalar dan akıl, bilim, barış, insanlık kavramlarına önem verilmesi sonucu ortaya çıkar. Roman şu çarpıcı cümlelerle son bulur: “Bütün ölüler, gözlerini bu muhteşem aydınlığa dikerek şaşkın şaşkın bakıyorlardı. Semavî, muazzam bir hilal içinde kırmızı yazılarla şu sözleri okudular: Beşer tabiat, tabiat da ebediyettir. Ondan her şey ümit olunabilir. Bekleyiniz!
Vagner’in idare ettiği azametli bir bando, hazin ölüm marşıyla mahşeri sarsmağa başladı.
Milyonlarca iskelet dizüstü çökerek ellerini fecre, başlarını önlerine uzattılar. Ebedî sessizliğe gömüldüler. Enginlere doğru uzanan bu uğultulu ahenk içinde karanlık bir sis bu tabloyu da gözlerden sildi. 11 Nisan 1936, İnebolu, Ali Osman.”
Ümit ederim ki bu yazımı okuyacak akrabaları, hakkında daha geniş biyografik bilgi verirler.
Okuduğunuz son satırlar sizde romancının yeteneği, sanat değeri hakkında sanıyorum yeterli kanaati uyandırmıştır...
 


 

 

 

 

 

 

 

 

Web Tasarım  Ayra Bilgisayar